Search on this blog

Search on this blog

Hemen Arayın

+90 532 433 32 45

Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB): Zihnin ve Bedenin Sessiz Çığlığı

Hepimizin hayatında zorlayıcı anlar olur. Ancak bazı yaşantılar, insanın güvenlik hissini kökünden sarsabilir. Bir kaza, doğal afet, ani bir kayıp, fiziksel ya da duygusal istismar… Böyle bir olay yaşandığında, zihin ve beden bu travmatik deneyimi yalnızca bir “anı” olarak değil, sürekli yeniden yaşanan bir tehdit gibi algılayabilir. İşte bu noktada karşımıza Travma Sonrası Stres Bozukluğu (TSSB) çıkar.

DSM-5’e göre TSSB, bir kişi travmatik bir olaya doğrudan maruz kaldığında, tanıklık ettiğinde ya da yakın birinin başına geldiğini öğrendiğinde gelişebilen bir psikolojik rahatsızlıktır. Bu bozukluk, travmanın üzerinden haftalar hatta aylar geçmiş olsa bile kişinin zihninde sanki olay yeniden oluyormuş gibi bir etki yaratır.

TSSB’nin belirtileri genellikle dört temel grupta toplanır:

1. Yeniden yaşantılama: Travmatik olayla ilgili anılar, kabuslar veya “flashback”ler (olayı yeniden yaşıyormuş hissi). Bazen bir ses, koku ya da mekân bile o anı tetikleyebilir.

2. Kaçınma: Kişi, travmayı hatırlatan insanlardan, yerlerden veya konuşmalardan uzak durma eğilimindedir. Bu kaçınma bazen duygusal bir donukluk olarak da hissedilebilir.

3. Olumsuz biliş ve duygudurum değişiklikleri: Suçluluk, utanç, değersizlik, umutsuzluk gibi yoğun duygular sık görülür. “Benim suçumdu” düşüncesi veya “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” inancı sık rastlanan örneklerdir.

4. Artmış uyarılmışlık: Uyku sorunları, irkilme tepkileri, öfke patlamaları, konsantrasyon güçlüğü veya sürekli tetikte olma hali. Zihin, “tehlike bitti” sinyalini bir türlü alamaz.

Bu belirtiler en az bir ay boyunca devam ediyorsa ve kişinin sosyal, mesleki ya da günlük işlevselliğini belirgin biçimde etkiliyorsa, DSM-5’e göre TSSB tanısı düşünülür.

Travma yalnızca yaşanılan olay değildir; o olayın bedende ve zihinde bıraktığı izdir. Kimi danışanlar olayı hatırladığında bedensel ağrılar hissedebilir, kimisi hiç ağlayamaz, kimisi ise en küçük seste bile irkilebilir. Zihin, güvenlik duygusunu yeniden kazanmakta zorlanır çünkü beden hâlâ “savaş ya da kaç” tepkisindedir.

TSSB tedavisinde psikoterapi temel yaklaşımdır. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), EMDR (Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme), travma odaklı terapiler ve beden farkındalığı temelli yaklaşımlar sıklıkla kullanılır. Ama her şeyden önce, iyileşme süreci güven ilişkisiyle başlar. Kişi kendini güvende hissettiğinde, zihin yavaş yavaş “şimdi ve burada”ya dönebilmeye başlar.

Travma sonrası iyileşme, bir “unutma” süreci değildir. Aksine, yaşananları anlamlandırma ve yeniden kontrol duygusunu kazanma sürecidir. Bazen sessizlikle, bazen gözyaşıyla, bazen bir terapist eşliğinde yeniden hayatı hissetmektir.

Unutmayın: Travma sizi tanımlamaz, sadece başınıza gelen bir deneyimdir. İyileşmek mümkündür — adım adım, güvenle, sabırla.


Behice İlayda Akalın
Uzman Klinik Psikolog