Search on this blog

Search on this blog

Hemen Arayın

+90 532 433 32 45

Majör Depresif Bozukluk: Sessiz Bir Çöküşün Ardındaki Güç

Günlük yaşamda hepimiz zaman zaman kendimizi üzgün, isteksiz ya da yorgun hissederiz. Ancak bazen bu duygular geçici değil, kalıcı hale gelir; hayatın rengi solmaya başlar. İşte bu noktada Majör Depresif Bozukluk (MDB) ya da bilinen adıyla majör depresyon, yaşamın her alanına nüfuz eden bir ruhsal durum olarak karşımıza çıkar.

DSM-5’e göre Majör Depresif Bozukluk, en az iki hafta süren belirgin bir çökkün duygu durum ve ilgisizlik haliyle karakterizedir. Bu süreçte kişi, eskiden keyif aldığı aktivitelerden zevk alamaz; enerji kaybı, değersizlik duygusu ve yoğun suçluluk hissi gibi belirtiler yaşayabilir. Depresyon yalnızca ‘üzüntü’ değildir; zihinsel, duygusal ve bedensel birçok belirtiyle birlikte seyreder.

Majör depresyon tanısı için DSM-5’e göre aşağıdaki belirtilerden en az beşinin, aynı iki haftalık dönemde ortaya çıkması ve kişinin önceki işlevselliğinde belirgin bir değişiklik oluşturması gerekir:

1. Hemen her gün, günün büyük bölümünde çökkün duygu durumu
2. Günlük aktivitelerde belirgin ilgi veya zevk kaybı
3. Kilo kaybı ya da kilo artışı, iştah değişiklikleri
4. Uykusuzluk ya da aşırı uyuma hali
5. Psikomotor ajitasyon (huzursuzluk) veya yavaşlama
6. Yorgunluk, enerji kaybı
7. Değersizlik veya aşırı suçluluk duyguları
8. Konsantrasyon güçlüğü, kararsızlık
9. Ölüm veya intihar düşüncelerinin tekrarlayıcı biçimde varlığı

Bu belirtiler yalnızca yas süreci ya da geçici üzüntü ile açıklanamıyorsa ve kişinin sosyal, mesleki veya kişisel yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa, tanı Majör Depresif Bozukluk yönünde değerlendirilir.

Depresyon çoğu zaman sessizdir. Kişi dışarıdan ‘normal’ görünse de içsel dünyasında büyük bir mücadele verir. Sabah uyanmak, işe gitmek, hatta gülümsemek bile büyük bir çaba gerektirebilir. Bazı bireyler bu durumu bastırmak için aşırı çalışma, sosyal izolasyon ya da duygularını inkâr etme eğilimine girebilirler. Ancak her depresyonun ardında bir hikâye vardır: bastırılmış duygular, yaşanmamış yaslar, doyurulmamış ihtiyaçlar.

Depresyon tedavi edilebilir bir durumdur. Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT), Şema Terapi, Psikodinamik Terapi gibi yöntemler kişinin düşünce kalıplarını fark etmesine, duygularını yeniden düzenlemesine ve içsel kaynaklarını keşfetmesine yardımcı olur. Bazı durumlarda psikiyatrist eşliğinde ilaç tedavisi de sürece eşlik edebilir. İyileşme süreci kişiden kişiye değişir; bazen küçük adımlarla ilerler, bazen uzun sessizliklerden sonra bir farkındalıkla başlar. En önemli adım, yardım istemektir. Çünkü depresyon, ‘güçsüzlük’ değil, insan olmanın bir yansımasıdır.

Depresyon karanlık bir tünel gibi görünse de, tünelin sonunda ışık vardır. Yardım almak bir zayıflık değil, iyileşmeye giden ilk adımdır.


Behice İlayda Akalın
Uzman Klinik Psikolog